Ege ve Akdeniz Adalar Valiliği&Yunanistan’a Misilleme

 

Ege ve Akdeniz Adalar Valiliği&Yunanistan’a Misilleme

Daha önceki makalelerimizde Ege ve Akdeniz’deki Adalar sorunundan bahsedilmiş Mavi Vatan Doktrini ve Münhasır Ekonomik Bölge(MEB) konularına değinilmişti, mülkiyet ve egemenlik hakları hala Türkiye Cumhuriyeti Devletinde bulunan adalardaki yasal statünün uluslararası arenada daha da tasdiklenmesi için otoriter bir idari yapıdan sizlere örnekleri  ile kapsamlı bahsedeceğiz.

İlgili uluslararası resmi antlaşmalarda ve toplantı tutanaklarında geçen adaların durumu ile
ilgili olarak Yunanistan’ın Sovereignty (egemenlik), Ownership (mülkiyet) hakkı ve
Possesion (zilyetlik) hakkı yeniden gözden geçirilmeli sadece asayişi temin edecek derecede
kuvvet bulundurması gerekirken askeri tesisler kurması, silahlandırma politikası gütmesi, sık
sık Türk karasularına ve deniz sahasına geçmesi ve ihlal ettiği anlaşmalara istinaden bu
durumun Türk Deniz Hukukçuları ve Siyasiler tarafından uluslararası camiada Yunanistan
aleyhine kullanılarak ihlalinden dolayı ilhak’a(Türkiye topraklarına) bir takım adaların Türk
Eğemenliğine geçmesi mümkün olabilecek midir hep beraber ömrümüz vefa ettiği süreç
içerisinde görecek ve Devletimizin meşru haklarını Dünya kamuoyuna gür bir sesle
duyurmasının her daim destekçisi olacağız.


Adaların, Türkiye’nin kara sınırına bu kadar yakın olması kendi milli karasularımızda ve kıta sahanlığımızda Vatan Bütünlüğümüzü tehdit edecek unsurlar barındırmakla beraber Yunanistan’ın küresel güçlerin egemenliği altına girmesi Uluslararası Deniz Hukuk’unu hiçe sayması, ‘’Türk Denizcilik Lobisi’’ faaliyetlerinin daha etkin olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında ülkemizdeki siyasiler bürokratlar ve diplomatlar tarafından Türkiye Ana Karasına bu kadar yakın olan ve  sırasıyla İtalyan ve Alman işgaline uğrayan adalar için Ege ve Akdeniz’deki hukuki  ve stratejik deliller oluşturul(a)maması neticesinde Jeopolitik ve Jeostratejik açıdan büyük bir öneme haiz olmasına rağmen adalardaki hakimiyet maalesef ki Paris Antlaşması ile yunanlılara geçmiştir. Lozan ve Paris antlaşmalarından geçen ilgili maddeler, Türkiye Cumhuriyetinin siyasal yalnızlığı kullanılarak  büyük emperyalist devletler tarafından Yunanistan lehine oluşturulmuştur. Aşağıdaki haritada’da Lozan Antlaşmasına istinaden Türkiye tarafından hakkımız olan Münhasır Ekonomik Bölge&Kıta Sahanlığımız gösterilmektedir.


Yunanistan Yönetimi Ege’deki birçok adamızı işgal edip askeri üs kurup Yunan Adaları Turizmi safsatası adı altında işleterek tüm haklarımızı ihlal etmekte ve kurdukları idari yapı ile de otoriter bir şekilde Ege ve Akdeniz’de  söz hakkı elde etmekte ve iddia ettikleri sözde egemenlik haklarını daha da kuvvetlendirmektedirler.

Aşağıdaki mühür ve  yunan devlet araması,  resmi bir evraktan alınmıştır özellikle burada ‘’Governor of South Aegean Region’’  pozisyonuna dikkatinizi çekmek istiyoruz; Güney Ege Bölgesi&Adalar Genel Valisi Ioannis Machairidis tarafından imzalı  Yunan makamlarınca  onaylanan bir belge yer almaktadır. Yunan Devleti, adaları yönetme konusunda o kadar uzmanlaşmıştır ki Güney ve Kuzey Ege Adaları olarak ayrı ayrı valilik pozisyonları  kurmuş ve küçük büyük tüm ada sorumlularını/idari yetkililerini bu genel  valilik makamlarına bağlayarak merkezi hükümetinde bizzat tüm konulardan haberdar olmasını sağlamıştır.

 

Paganist Yunanilerin şu andaki şımarık torunları, Dünya’yı tarih öncesi çağlarda Zeus adına yaptıkları olimpik oyunları ‘’Dünya Olimpiyat Yarışmaları’’ adı altında kandırmakla birlikte Olimpiyat Bayraklarında dahi  logo olarak kullandıkları halkalardan biri olan ve Afrika Kıtasını temsil eden  ‘’Siyah Halka’’ ile belirtilen Afrika Milleti üzerinden subliminal(gizli) bir mesaj vererek güya aşağıladığını sanan batılı emperyalist ve sömürgeci  barbar yandaşları ve akıl hocaları ile adeta Medeniyetin, Antik Yunan’da doğduğunu idiaa etmekte ve şımarık bir tarihle kendilerini hala Makedonya İmparatorluğu&Büyük İskender’in zamanındaki gibi lanse etmektedirler.

Kendilerini hala Helenistik dönemde Grek etkisinin doruğa ulaştığı noktada zanneden  Yunanlılara karşı Yüce Türk Devletinin siyasi ve idari kadrosunun stratejik hamleler yapması, Mavi Vatan Doktrini’nde belirtilen bölgelerde Ege ve Akdeniz’de genel valilik pozisyonları tanımlayarak ve muhtelif adalarımızı bu bölge valilik makamlarına bağlamak suretiyle kontrol edilebilir bir yapı vücuda getirmelidir ki güçlü bir idari yapı meydana geldikten sonra  askeri istihbari iktisadi zirai  birçok politika hayata geçirilmiş olsun ve Yüce Türk Devleti’nın bekası bu sahada da güçlensin.

Adalar Valiliğine ek olarak Çanakkale ve Balıkesir Vilayet sınırlarına nazar-ı dikkatinizi celbetmek istiyoruz; Çanakkale’de birbirinden haberi olmayan Adalar  Trakya Marmara ve Ege tarafları mevcuttur yine Balıkesir de o kadar büyük bir toprak yapısına sahiptir ki adaları da dahil birçok coğrafi bölgeyi bünyesinde barındırmaktadır. Askeri, siyasi ve bürokratik açıdan bu durum zorluk teşkil etmekte ve vilayetlerin kara ve deniz sınırlarının çok geniş olması neticesinde idari yapılarında yönetimsel olarak zayıflıklar meydana gelmekte ve riskler oluşturmaktadır. Savaş halinde savunma ve taarruz esnasında güçlü bir vilayet yönetimi de olmayacağı gerekçesiyle zaafiyetler yaşanacağı söz konusudur, bundan mütevellit  Balıkesir ve Çanakkale kara sınırları küçültülmeli ve Yunanistan’a adeta bir misilleme yaparmışçasına  daha güçlü bir yönetim biçimi ve coğrafi  harita belirlenmelidir.

Yunan Devlet Armasına istinaden sizler ile stratejik bir fikir daha paylaşarak bu makalemizin konu içeriğini de bitirmiş olacağız, her ülkenin bir devlet arması varken neden bizim yoktur aslında Erken Cumhuriyet devrinde aşağıdaki Türk Devlet arması tasarlanmış maalesef ki resmileşmemiştir.

Büyük bir devlet ve millet olmanın şuurunda geçmiş tarihimizi baz alıp ve gelecekteki vizyonumuzu da sentezleyerek karşı tarafa güzel ve stratejik mesajlar veren bir armayı tasarlamakta vatanperver görevlerimizden biri olmalıdır.


Gazi Mustafa Kemal’in Misak-i Milli Hedefleri, Vatan Topraklarının Hudud-u Millisidir.

Tam İstiklal’e istikametimiz ancak ve ancak İstikbal’deki üstün stratejik idealler ile olacaktır.

Bu Yüce Devletin ve Asil Milletin Vatanperver Cesur Evlatlarına Hürmetler….

Yorumlar

  1. Ahmet kardeşim güzel noktalara değinmişsin tebrik ederim.
    1)Bölgede vilayet yönetimi de olmayacağı gerekçesiyle zaafiyetler yaşanacağı söz konusudur, bundan mütevellit Balıkesir ve Çanakkale kara sınırları küçültülmeli ve Yunanistan’a adeta bir misilleme yaparmışçasına daha güçlü bir yönetim biçimi ve coğrafi harita belirlenmelidir.
    2) Devlet armasi gibi hususlar ne doğru şeyler.
    Kalemine sağlık Selametle inşallah

    YanıtlaSil

Yorum Gönder