KANAL İSTANBUL&KARADENİZ ve ÇANAKKALE KANAL PROJELERİ &EGE ve AKDENİZ ADALAR VALİLİĞİ

 

 

KANAL İSTANBUL&KARADENİZ ve ÇANAKKALE KANAL PROJELERİ

EGE ve AKDENİZ ADALAR VALİLİĞİ

Kanal İstanbul

  Bugünkü siyasi ve ekonomik konjonktüre bakıldığında ‘’ Kanal İstanbul ‘’ projesini destekleyen büyük bir kesim olduğu gibi muhalif olan kesimde  çok fazladır. Politik mecralarda meydana gelen siyasi tartışmalara da girmeden objektif bir bakış açısıyla topluma kutuplaştıran yanlış bakış açılarına sebebiyet veren ,toplum mühendisliğinin ve algı operasyonlarının hat safhada olduğu kökü hariciyede olan kötü emel ve zihniyetlere hizmet eden yazılı ve görsel medyaya karşı da aksiyon almak suretiyle Türkiye ve Dünya gündemindeki projelerden de bahsetmemize müteakiben birçok  husus hakkında sizleri bu vesile ile bilgilendireceğiz.

Kanal İstanbul Projesi , siyasi askeri idari iktisadi ve uluslararası deniz hukukuna göre ne derece Devlet menfaatine olacak ilerleyen zamanlarda müspet ve menfii tarafları takip edilip görülecektir. Toplumu kutuplaştırmak yahut bir taraf tutmak yerine Devletçi ve Stratejik Ortak Akıl ile hareket ederek aşağıda sizler ile ABD Ordusu tarafından çizilen birkaç harita paylaşıyoruz;

 

   Harita üzerinde yer alan kırmızı oklar ile belirtilen kısımlarda ABD’nin soğuk savaş yıllarında dahi Türkiye’ye dair iki kanal projesi ve kötü emelleri olduğu iddia edilmektedir. Halbuki kamuoyunda yanlış algılanan ve kanal olarak görülen yerlerde askeri savunma hatları mevcuttur.

 

Bu iki harita üzerinde "Turkish Defense Position yahut Defense  Line" olarak belirtilen kırmızı savunma hatları görülmektedir. ABD tarafından soğuk savaş yıllarında Rusya'ya karşı bir savaş&savunma planı(warplans) oluşturulmuştur. Legend(Lejant) kısmına bakıldığında kanal(canal) olarak bir ifade yoktur lakin Kanal İstanbul mevcut güzergahı  ile ABD tarafından çizilen kırmızı ile vurgulanan savunma hattı güzergahı o kadar birbirine benzemektedir  ki maalesef ki yanlış anlaşılmakta, değerli okuyucularda araştırmadan olayların arka planını incelemeden yanlış bir zan’na kapılmaktadırlar. Dolayısı ile tarafsız hüküm verildiğinde; Amerika’nın 70 sene  öncesinde böyle bir planı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin mukaddes ve kadim toprakları üzerinde yaşayan asil evlatlarının arasındaki tek sorun ; Ülke gündeminde vuku bulan her konunun araştırılmadan medyada görüldüğü gibi anlamaları, olayların arka planında neler yaşandığını bilmeden hüküm vermelerinden kaynaklanan sorunlar zinciri ve buna müteakiben ‘’ sen yandaşsın ben muhalifim; ben muhafazakarım sen kemalist’sin ’’ denilerek bir takım çevrelerin emlak ve rant peşinde koşmaları diğerlerinin de eylem ve söylemlerde aşırı uç noktadaki ideolojilere hizmet etmeleri  neticesinde Devletçi bir zihniyetle yaklaşmadan olayların siyasallaştırılması ve büyük fikir, proje, hedef ve doktrinler üretilememesidir.

Uluslararası Deniz Ticaretinde o kadar büyük projeler vardır ki bu projelerin dile getirilmesine yakın zamanda Süveyş Kanalını bloke eden ve dünya ticareti engelleyen Panama bandıralı Ever Given Konteyner Gemisi’de tuz, biber olmuştur. Bu kanala alternatif olarak İsrail’in Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan ‘’David Ben Gurion Kanal Projesi’ siyasette tekrar gündem olmuştur.

 

Görüldüğü üzere sadece Türkiye’de değil özellikle Orta Doğu coğrafyasında da mega projelerden bahsedilmekte, uluslararası deniz ve kara ticareti için alternatif yollar aranmaktadır. İsrail’in Körfez Ülkeleri ile (GCC) ile enerji  transferi ve ulaşım konusundaki başarılı çalışmaları daha büyük projelerin oluşmasına sebebiyet verecektir.  Çin Halk Cumhuriyeti’nin Modern İpek Yolu Projesi ile Hazar Denizi ve Kanal İstanbul  ile entegre olarak Avrupa’ya ulaşmak istemesi Rusya’nın da Kuzey Deniz Yolu Projeleri ile  artan gemi trafiği ve deniz ticaretinin yoğunluğuna istinaden yeni güzergahlar arayıp bunları   kendi planlarına entegre etmek istemesi yeni fikirlerin, planların ve önemli projelerin oluşmasına vesile olacaktır. Yüce Türk Devleti kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ederek bugün’ü değil yarın’ı baz alarak stratejik hamleler yapmalıdır ki Jeopolitik ve Jeostratejik açıdan daha da önem kazanabilsin.

Muhtelif  Kara ve Deniz Ticaret Güzergahları                                                                                                     

Küresel ısınmanın etkisiyle binlerce yıldır buzullarla kaplı olan Rusya’nın ‘’Kuzey Deniz Rotası’’nda buzulların eriyerek küçülmesi neticesinde deniz lojistiği için uygun olmayan yol, yük gemileri için uygun hale gelerek deniz ticaretinin önü açılmıştır. Süveyş Kanalında Mart 2021’de yaşanan kazanın neticesinde kanal bloke olmuş ve lojistik risklerin bundan sonraki süreçte meydana gelmemesi için Rusların planı önem kazanmıştır.

 

 

 Kuzey Deniz Yolu ile Güney Deniz Yolu’ndaki ABD’nin emperyalist  baskısı ve hakimiyetindeki su güzergahlarına daha kısa ve daha güvenli bir alternatif oluşturulabileceği mümkün görünmektedir. Asya ülkeleri ile olan ticaretin artması konusunda ciddi bir avantaj söz konusu olmasına rağmen yük gemileri için de hala  buzul kütlelerinin ciddi bir risk olduğu nihai bir gerçektir neyse ki ilgili güzergah boyunca Rusya’nın askeri üsleri olması ve Nükleer Buz Kırıcı(icebreaker) Gemi ve üstün teknolojiye sahip  buz-kıran  gemileri olması güzergah risklerini hafifletmekte ve güvenli kılmaktadır.

Kominist Çin’in hem kara hem de deniz üzerinden ‘’Modern İpek Yolu Projesi’’ nin alt haritada da belirtildiği üzere birçok kanal yol ve güzergah ile entegre olduğu görülmektedir.

 


İpek Yolu’nu sadece lojistik ve ulaşım güzergahları olarak değil enerji maden gibi ekonomik değeri yüksek birçok sektör ile demir yolları ve limanlar ile kapsamlı bir entegrasyon süreci oluşacağını  özellikle ifade etmekteyiz.

Merkezi Çin olan ve birçok dünya ülkesinde koridorlardan oluşan yollar yapılmaktadır, bu yollar köprüler tüneller kara ve demir yolları gibi birçok ulaşım/ulaştırma alternatifini kapsamaktadır, Rusya’nın Kuzey Deniz Yolu’da Avrupa’ya ulaşmada Modern İpek Yolu Projesine bir alternatif olarak görülmektedir.

Çin’in buradaki ana amacı; sadece dünya ticaret hacmini arttırmak ve uluslararası lojistiği yol ve zaman bazında kısaltmak değildir oluşturacağı ulaşım koridorlarında yapılacak köprü kanal tünel liman demiryolu gibi büyük inşai faaliyetler için kendi bankalarından kredi sağlanması ve bu kapsamlı inşaat projelerini yapacak/yüklenecek firmaların kendi milletinden olmasını istediği, kendi ülke menfaatlerini düşündüğü , ona göre aksiyon aldığı , dünya ülkelerinin mega projelerine maddi bazda yardımcı olmak istediği ve 21. Yüzyıldaki enerji stratejisinde ABD’ye karşı ilgili doğalgaz ve petrol hatlarını kendi kontrolü altında tutmak istemesi arka plandaki nihai hedeflerindendir.

Dünya Gündemindeki Kanal ve Ulaşım Koridorları                                                                                                                                                         Ülkemizin Doğu ve Batı Bölgelerinde Kanal Projeleri Oluşturulması

Devletimiz  kısa vadede değil uzun vadede kendine asırlık hedefler  koymalıdır ki stratejik hamleler ile küresel bir güç olmanın vizyonerliğini kendi bünyesinde barındırabilsin. Özellikle enerji politikalarında oluşturacağı ticaret koridorları ile Yüce Türk Devleti’nin bekası daha da tasdiklesin ve ülkemiz her safhada inkişaf edebilsin.

Bazı projeler/fikirler ütopik olabilir  lakin dünya devletlerinin kendi menfaatleri, çıkar çatışmaları ve stratejik hedefleri doğrultusunda hayal edilemeyecek olanlar dahi vücuda gelmektedir.

 

Rusya’nın her daim sıcak denizlere ulaşma fikri yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. Petrol ve Doğalgaz rezervlerinin olduğu bereketli bir coğrafyada bulunan Türki Cumhuriyetler ve Rusya açık denizlere ulaşmak için  İran toprakları üzerinden Hazar Denizi ile Basra Körfezi arasında bir deniz koridoru oluşturulmak istenmektedir. Rusya bu vesile ile donanmasını okyanus ile kavuşturarak hem deniz ticaret yollarını denetimi altına alacak hem asırlık hedefine ulaşacak hem de ABD’ye karşı enerji politikalarında bölgede söz sahibi haline gelecektir. Biz Türklere ise faydası; Hazar Denizine kıyısı olan Türk Devletlerinin de Deniz Donanmasına sahip olması suretiyle deniz politikaları geliştirebilmesidir, tabiki tüm bunların Rusya ve İran denetimi altında olacağı aşikardır.

Nahcivan Özerk Cumhuriyeti, yönetimsel olarak Azerbaycan’a bağlı olmasına rağmen kara sınırı olarak fiziki bir bağlantısı yoktur. Azeri Ordusunun başarılı savunma ve taarruz politikaları ve Türk İha ve Siha’larının muharebe  esnasındaki başarılı operasyonları ve istihbaratı neticesinde Dağlık Karabağ Savaşında Karabağ Toprakları zafer ile taçlandırılmıştır. Ermenistan ve Azerbaycan arasında yapılan antlaşmaya istinaden de Nahcivan ve Azerbaycan toprakları arasında bir ulaşım koridoru oluşturulacaktır, inşaa edilecek yolun ardından Türkiye karadan Azerbaycan ile kesintisiz bağlantı sağlayacaktır. Bu koridorun oluşturulması stratejik bir öneme sahip olup sadece ulaşım değil askeri siyasi ve ticari bakımdan da çok faydalıdır.

 

 

Bulunduğumuz coğrafyada  bu kadar çok projeler varken bizlerin vizyoner projeler üretememesi abesle iştigal olacaktır dolayısı ile bundan on sene önce hazırladığımız bir proje fikrini arşivimizden indirerek sizlere sunuyoruz. 

Azerbaycan ile Nahcivan üzerinden sağlayacağımız kesintisiz kara koridorunu  karadenizden açılacak bir deniz koridoru ile  birleştirmemiz mümkün değil midir(?) elbetteki bu şu anda bir ütopya olabilir lakin Türki Cumhuriyetlerinin de neden deniz donanması olmasın neden kara yolları ile deniz yollarını birleştirmesin(?) Yabancı kara topraklarından değil de Türk’ün öz topraklarından doğalgaz ve petrol hatlarımız karayollarımız deniz yollarımız neden geçmesin(?) geçsin ki  Yüce Türk Devletleri sınai iktisadi politikalarda kalkınabilsin ve tam bağımsızlığına kavuşabilsin.

Her birimiz, Türkiye Cumhuriyetinin vatanperver bir ferdi olarak öyle stratejik hedefler ve doktrinler üretmeliyiz ki İsrailoğullarının bir ferdinin zihniyetinden kat be kat daha fazla idealist olmalıyız. Amerikan’ın ve Rusya’nın emperyalizmi arasında sıkışıp kalan doğru düzgün komşuları ile dahi geçinemeyen deniz sınırı dahi olmayan Ermenistan ile pazarlık yapmak suretiyle bu kanal projesine kendisini de dahil ederek her daim ermeni topraklarını denetimimiz altında tutarak birbirimize iki düşman ülke olsakta  stratejik bir ortaklık gerçekleştirmemiz mümkündür. Öncelikle Ermenistan Yönetiminin ‘’olmayan/tarihte yaşanmayan  bir soykırım hadisesi’’ iddiasından vazgeçmesi, terör örgütlerini destekleyip barındırmaması ve yurtdışındaki kirli lobi faaliyetlerini noktalaması gerekmektedir. Ermenistan’ın doğal kaynaklarını ise tarihte hiçbir zaman sömürü anlayışı gütmeyen adil ve dürüst davranan Türkler tarafından işletilmesi ve ekonomik hale getirilmesi için ticari anlaşmalar için de pazarlığa oturulması olasıdır. Ayrıca belirtmek isteriz ki; Ermenistan-Gürcistan kara sınırı üzerinden bir deniz kanalı oluşturmak suretiyle Azerbaycan Deniz Kuvvetleri, Karadeniz ile buluşabilir ve pek tabi Ermenistan’ın da bu durumdan istifade etmesi için pazarlığa oturtulabilir.


1500’lü yıllardan itibaren tarihte pek çok kez Hazar Denizi, Karadeniz ile birleştirilmek istenmiştir. Osmanlı zamanında Kanuni Sultan Süleyman ve Sokullu Mehmet Paşa döneminde Don ve Volga nehirleri birleştirilmek suretiyle hem askeri(erzak cephane vs.) hem de ticari bakımdan büyük bir öneme haiz olacaktı, maalesef ki  dönemin hadiseleri yüzünden kanal projesi başarısızlıkla sonuçlandı.

Karadeniz Kanal Projesi ile

Ø  Denize kıyısı olacak olan ve olmayan ülkelerle karşılıklı yatırım politikaları gerçekleştirilip  doğalgaz ve petrol rezervi gibi önemli enerji kaynakları da baz alınarak ticari potansiyeli yüksek bir projeye başlanması Türkiye Cumhuriyeti açısından önem arz etmektedir.

Ø  Uzun vadeli olan bu kanal projesi ile Gürcistan Ermenistan ve Azerbaycan üzerinden  Hazar Denizine kadar ulaşmak mümkün, Hazar Denizine kıyısı olan ülkeler de kanal projesi ile Karadeniz’e açılarak deniz ticaret  potansiyellerini arttırabilirler.

Ø  Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekleştireceği bu proje ile birçok denize kıyısı olmayan ülke açık denizlere açılabilecek, dünya ekonomisi ile bütünleşebilecek, ticaret hacimlerini genişletebileceklerdir.

Ø  Türkiye’nin bundan sağladığı çıkar ise: Kanal Projesi ile birçok ülkeyi kendi projesine ortak edecek ve düzenli olarak belli paylar alarak ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır.

Aşağıdaki haritada Don-Volga Kanalı projesinin askeri ve iktisadi potansiyeli referans alınarak Çanakkale Gelibolu Yarımadası’ndaki ‘’Kanal Projesi’’ne değinilmiştir. Gördüğünüz üzere Çanakkale’deki Kanal Projesi 1950’lerde ABD tarafından planlanan bir husus değil bizzat Osmanlı zamanında  Mareşal Otto Liman Von Sanders tarafından Çanakkale Savaşında dönemin uzmanlarına danışılarak planlanan bir proje olup dönemin padişahı Sultan Vahdettin’e de bizzat sunulmuştur.


Adalar Valiliği&Yunanistan’a Misilleme

Daha önceki makalelerimizde Ege ve Akdeniz’deki Adalar sorunundan bahsedilmiş Mavi Vatan Doktrini ve Münhasır Ekonomik Bölge(MEB) konularına değinilmişti, mülkiyet ve egemenlik hakları hala Türkiye Cumhuriyeti Devletinde bulunan adalardaki yasal statünün uluslararası arenada daha da tasdiklenmesi için otoriter bir idari yapıdan sizlere örnekleri  ile kapsamlı bahsedeceğiz.

İlgili uluslararası resmi antlaşmalarda ve toplantı tutanaklarında geçen adaların durumu ile
ilgili olarak Yunanistan’ın Sovereignty (egemenlik), Ownership (mülkiyet) hakkı ve
Possesion (zilyetlik) hakkı yeniden gözden geçirilmeli sadece asayişi temin edecek derecede
kuvvet bulundurması gerekirken askeri tesisler kurması, silahlandırma politikası gütmesi, sık
sık Türk karasularına ve deniz sahasına geçmesi ve ihlal ettiği anlaşmalara istinaden bu
durumun Türk Deniz Hukukçuları ve Siyasiler tarafından uluslararası camiada Yunanistan
aleyhine kullanılarak ihlalinden dolayı ilhak’a(Türkiye topraklarına) bir takım adaların Türk
Eğemenliğine geçmesi mümkün olabilecek midir hep beraber ömrümüz vefa ettiği süreç
içerisinde görecek ve Devletimizin meşru haklarını Dünya kamuoyuna gür bir sesle
duyurmasının her daim destekçisi olacağız.

 

Adaların, Türkiye’nin kara sınırına bu kadar yakın olması kendi milli karasularımızda ve kıta sahanlığımızda Vatan Bütünlüğümüzü tehdit edecek unsurlar barındırmakla beraber Yunanistan’ın küresel güçlerin egemenliği altına girmesi Uluslararası Deniz Hukuk’unu hiçe sayması, ‘’Türk Denizcilik Lobisi’’ faaliyetlerinin daha etkin olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında ülkemizdeki siyasiler bürokratlar ve diplomatlar tarafından Türkiye Ana Karasına bu kadar yakın olan ve  sırasıyla İtalyan ve Alman işgaline uğrayan adalar için Ege ve Akdeniz’deki hukuki  ve stratejik deliller oluşturul(a)maması neticesinde Jeopolitik ve Jeostratejik açıdan büyük bir öneme haiz olmasına rağmen adalardaki hakimiyet maalesef ki Paris Antlaşması ile yunanlılara geçmiştir. Lozan ve Paris antlaşmalarından geçen ilgili maddeler, Türkiye Cumhuriyetinin siyasal yalnızlığı kullanılarak  büyük emperyalist devletler tarafından Yunanistan lehine oluşturulmuştur. Aşağıdaki haritada’da Lozan Antlaşmasına istinaden Türkiye tarafından hakkımız olan Münhasır Ekonomik Bölge&Kıta Sahanlığımız gösterilmektedir.

 

Yunanistan Yönetimi Ege’deki birçok adamızı işgal edip askeri üs kurup Yunan Adaları Turizmi safsatası adı altında işleterek tüm haklarımızı ihlal etmekte ve kurdukları idari yapı ile de otoriter bir şekilde Ege ve Akdeniz’de  söz hakkı elde etmekte ve iddia ettikleri sözde egemenlik haklarını daha da kuvvetlendirmektedirler.

Aşağıdaki mühür ve  yunan devlet araması,  resmi bir evraktan alınmıştır özellikle burada ‘’Governor of South Aegean Region’’  pozisyonuna dikkatinizi çekmek istiyoruz; Güney Ege Bölgesi&Adalar Genel Valisi Ioannis Machairidis tarafından imzalı  Yunan makamlarınca  onaylanan bir belge yer almaktadır. Yunan Devleti, adaları yönetme konusunda o kadar uzmanlaşmıştır ki Güney ve Kuzey Ege Adaları olarak ayrı ayrı valilik pozisyonları  kurmuş ve küçük büyük tüm ada sorumlularını/idari yetkililerini bu genel  valilik makamlarına bağlayarak merkezi hükümetinde bizzat tüm konulardan haberdar olmasını sağlamıştır.

 

Paganist Yunanilerin şu andaki şımarık torunları, Dünya’yı tarih öncesi çağlarda Zeus adına yaptıkları olimpik oyunları ‘’Dünya Olimpiyat Yarışmaları’’ adı altında kandırmakla birlikte Olimpiyat Bayraklarında dahi  logo olarak kullandıkları halkalardan biri olan ve Afrika Kıtasını temsil eden  ‘’Siyah Halka’’ ile belirtilen Afrika Milleti üzerinden subliminal(gizli) bir mesaj vererek güya aşağıladığını sanan batılı emperyalist ve sömürgeci  barbar yandaşları ve akıl hocaları ile adeta Medeniyetin, Antik Yunan’da doğduğunu idiaa etmekte ve şımarık bir tarihle kendilerini hala Makedonya İmparatorluğu&Büyük İskender’in zamanındaki gibi lanse etmektedirler.

Kendilerini hala Helenistik dönemde Grek etkisinin doruğa ulaştığı noktada zanneden  Yunanlılara karşı Yüce Türk Devletinin siyasi ve idari kadrosunun stratejik hamleler yapması, Mavi Vatan Doktrini’nde belirtilen bölgelerde Ege ve Akdeniz’de genel valilik pozisyonları tanımlayarak ve muhtelif adalarımızı bu bölge valilik makamlarına bağlamak suretiyle kontrol edilebilir bir yapı vücuda getirmelidir ki güçlü bir idari yapı meydana geldikten sonra  askeri istihbari iktisadi zirai  birçok politika hayata geçirilmiş olsun ve Yüce Türk Devleti’nın bekası bu sahada da güçlensin.

Adalar Valiliğine ek olarak Çanakkale ve Balıkesir Vilayet sınırlarına nazar-ı dikkatinizi celbetmek istiyoruz; Çanakkale’de birbirinden haberi olmayan Adalar  Trakya Marmara ve Ege tarafları mevcuttur yine Balıkesir de o kadar büyük bir toprak yapısına sahiptir ki adaları da dahil birçok coğrafi bölgeyi bünyesinde barındırmaktadır. Askeri, siyasi ve bürokratik açıdan bu durum zorluk teşkil etmekte ve vilayetlerin kara ve deniz sınırlarının çok geniş olması neticesinde idari yapılarında yönetimsel olarak zayıflıklar meydana gelmekte ve riskler oluşturmaktadır. Savaş halinde savunma ve taarruz esnasında güçlü bir vilayet yönetimi de olmayacağı gerekçesiyle zaafiyetler yaşanacağı söz konusudur, bundan mütevellit  Balıkesir ve Çanakkale kara sınırları küçültülmeli ve Yunanistan’a adeta bir misilleme yaparmışçasına  daha güçlü bir yönetim biçimi ve coğrafi  harita belirlenmelidir.

Yunan Devlet Armasına istinaden sizler ile stratejik bir fikir daha paylaşarak bu makalemizin konu içeriğini de bitirmiş olacağız, her ülkenin bir devlet arması varken neden bizim yoktur aslında Erken Cumhuriyet devrinde aşağıdaki Türk Devlet arması tasarlanmış maalesef ki resmileşmemiştir.

Büyük bir devlet ve millet olmanın şuurunda geçmiş tarihimizi baz alıp ve gelecekteki vizyonumuzu da sentezleyerek karşı tarafa güzel ve stratejik mesajlar veren bir armayı tasarlamakta vatanperver görevlerimizden biri olmalıdır.

 

Sonuç itibariyle  bu makalemizde tarihsel olaylarda baz alınarak Türkiye ve Dünya gündemindeki birçok konuya değinilmiş yanlış algılanan hususlar örnekleri ile açıklanarak doğru ve güvenilir tespitler yapılmak suretiyle dahili ve harici menfaat odaklarına hizmet edilmemiştir. Mukaddes ve Kadim Topraklarda yaşayan Türk Milleti’nin her bir ferdinin okuması gereken ve ufkunu açan/genişleten konular zinciri ele alınarak birçok proje fikri ve projeler sentezi tarafımızdan oluşturulmuştur.

*Bu güzel ve derin makalemizi , Türkiye Cumhuriyetinin ebedi değerli kardeşleri Türk Dünyasındaki Birliğin Yılmaz Savunucusu  ve Lideri Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez ElçiBey’e, Doğu-Batı arasında İslam Birliği İdealini Savunan Bosna Hersek Lideri Bilge Kral Aliya İzzetBegoviç’e ve bu memleketin hakiki vatan evlatları olan Rüştü Erdelhun, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Gaffar Okan, Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu’na ithaf ediyoruz.

Tam İstiklal’e istikametimiz ancak ve ancak İstikbal’deki üstün stratejik idealler ile olacaktır.

Bu Yüce Devletin ve Asil Milletin Vatanperver Cesur Evlatlarına Hürmetler….

Kaynaklar

·         Siyaset Üstü Milli Meselemiz; MEB Kıta Sahanlığı ve Adalar Sorunu/Ahmet OVEN/Mart 2021

·         http://www.midafternoonmap.com/2013/06/afternoon-map-exposes-secret-us-plan.html

·         https://thearabweekly.com/ship-crisis-revives-russian-israeli-talk-alternatives-suez-canal

·         https://www.haaretz.com/israel-news/suez-canal-ship-eilat-can-t-become-alternative-global-shipping-1.9668705

·         https://m5dergi.com/infografik/kuzey-deniz-rotasi/

·       https://www.aa.com.tr/tr/analiz/rusya-kuzey-deniz-yolu-ile-suveys-kanali-na-alternatif-yaratmaya-calisiyor/2196066

·         https://tr.sputniknews.com/20210326/rosatom-kuzey-deniz-yolunun-suveys-kanalinin-neden-alternatifi-olabilecegini-uc-gerekceyle-acikladi-1044124101.htm

·         https://tr.euronews.com/2019/04/14/video-cin-modern-ipek-yolu-nedir-kusak-ve-yol-girisimi-nedir-ipek-yolu-ne-zaman-bitecek

·         https://www.stratejikortak.com/wp-content/uploads/2019/11/ipek-yolu-harita-bir-kusak-bir-yol-scaled.jpg

·         http://www.hellenicaworld.com/Greece/Geo/en/SouthAegean.html

·         https://www.enpe.gr/en/perifereia-voreiou-aigaiou-en

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstihbarat & Türkiye'nin Fransa'ya karşı Hamlesi

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE İSTİHBARAT YARIŞI VE HİBRİD SAVAŞ

KIBRIS VE SİYONİZM