TÜRK VE İSLAM DEVLETLERİ ULUSLARARASI İSTİHBARAT VE STRATEJİ MERKEZİ KURULMASI
TÜRK VE İSLAM DEVLETLERİ
ULUSLARARASI İSTİHBARAT VE STRATEJİ MERKEZİ KURULMASI
Türkiye Cumhuriyeti ve Yüce Türk Devletleri kuruluş felsefeleri itibari ile nice devletlere gebe kalmış, bağımsız devletleri vücuda getirmiş can olmuş kan olmuş, mukaddes ve kadim topraklara hükmetmiş Cihandaki itibarımız onur ve şerefimiz her daim artmış ve yüksek bir kararlılıkla da artacaktır. İstiklal Ruhumuz, İstikametle İstikbale doğru yüce bir şevkle yol alacaktır.
Türkiye Cumhuriyetinin Banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Asil Vatan Evlatlarının kara sınırlarımızdaki Mîsâk-ı Millî Doktrini ve Emekli Deniz Tümamirallerimiz Sn. Cem Gürdeniz ve Sn. Cihat Yaycı'nın ulusal ve uluslararası deniz sularındaki Mavi Vatan Doktrini "Kızıl Elma" olarak nitelendirebileceğimiz hedeflerdendir. Hatta Mavi Vatan' ı, Misak-i Bahri (denizle ilgili olan yemin) olarak beyan etmek mümkündür. Hem karada hem de denizde topyekün istihbari iktisadi askeri ve enerji ve maden politikalarına dair açık ve kapalı kaynaklı İstihbarat destekli stratejiler geliştirmemiz / geliştirecek olmamız bölgesel güç olmanın yanı sıra küresel bir aktör olmanın senaryosunu hazırlayacaktır.
Selçuklu'dan, Osmanlı'dan gelen tarihsel bağların neticesinde oluşan sonuçlar bugünün bir sirayeti değil geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan ikili ilişkilere, insani ticari siyasi ve diplomatik hususlara dayanmaktadır. Ortak stratejik akıl ile hareket edilerek Libya ile yapılan askeri ve İstihbari çalışmalar, Katar ile yapılan askeri ve iktisadi çalışmalar, Endonezya & Açe de, Sudan & Sevakin Adası'nda ve Somali'de Osmanlı'dan gelen tarihsel bağlar, bu coğrafyalarda da strateji ve doktrin geliştirmemiz gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Küresel coğrafyalara hakim olma düşüncesi İslamiyetin fetih politikaları ile can bulmuştur. Tarık Bin Ziyad önderliğinde İspanya' da kurulan Endülüs Emevi Devleti ile Avrupa'da bir medeniyet çağı oluşmuş lakin sonrasında İspanya Kraliçesi tarafından Müslüman nüfusu büyük bir baskı altında asimile edilmeye çalışılmış ve Endülüs Halkı tarafından Osmanlı tahtındaki Sultan 2.Beyazıt'a mektup yazılarak yardım talep edilmiştir lakin Babası Fatih Sultan Mehmet kadar ileri görüşlü olmaması ve sofuluğunu ön planda tutması ve liderlik vasıflarını tam manası ile sahip olmaması neticesinde Endülüs'e cılız bir destekte bulunmuş ve maalesefki Müslümanların İber Yarımadasındaki Altın Çağı sona ermiştir, o zamanın Osmanlı Ajanları ve Askeri Yönetimi Cihana hükmecek bir düşünce yapısına sahip olabilselerdi yapılacak büyük çaptaki kara ve denizden askeri yardım, olayları Müslümanların lehine çevirebilirdi. Maalesef ki bu olmadı ve Endülüs Devletinin Muhteşem Sarayları Kütüphaneleri İbadethaneleri, İspanyollar tarafından günümüzde turistik amaçlı müze haline getirilmiştir.
Balkanlardan Bosna Kosova Arnavutluk ;Arap ve Afrika ülkelerinden Katar Libya Cezayir Fas Tunus Sudan Somali Nijerya ;Türki Cumhuriyetler ; Asya Ülkelerinden Malezya, Endonezya & Açe ayrıca İslam Ülkelerinden Pakistan ve Afganistan ile Uluslararası İstihbarat Merkezi Kurulması sömüren faşizan küresel güç ve ülkelere karşı resmi bir cevap olacak ve Askeri, İktisadı, Enerji ve Maden politikalarının yönlendirilmesinde de etkili olacaktır, Interpol'ün bir üst modeli olarak düşünebiliriz bu ortak İstihbarat merkezini. Türk ve İslam Topraklarının korunmasına ve inkişafına ilişkin her bir proje her bir kuruluş, Cihana vurulan silinmez bir mühür ve yıkılmaz bir eser olacaktır.
Askeri terminoloji'de statik ve dinamik hareket fonksiyonlarına sahip savaş araçları vardır, örnek verilecek olursa bir tank mevzi gerisinde savunma pozisyonunda ise statik(durağan) taarruz esnasında ise dinamik(hareketli) bir fonksiyona sahiptir. Şu anda gerek dinamik gerekte statik alanlarda Türkiye Cumhuriyeti tarafından bizzat geliştirilen İHA(İnsansız Hava Aracı) ve SİHA(Silahlı İnsansız Hava Aracı)'lar mevcut, özellikle Azerbaycan - Ermenistan Dağlık Karabağ Savaşında ve Libya'daki Hafter Güçlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Merkezi Raporlarına dahi giren yeni savaş doktrininde geliştirilen üretilen ve kullanılan kara ve havadaki mekanik ve elektronik üstün savaş teknolojimiz, Devletimizin her safhada güçlenmesine vesile olacaktır.
Atatürk'ün Cumhuriyetimizin 10. yılında halka hitabında Türk Milletinin Yüksek Medeniyet Vasfına ulaşması her safhada inkişaf etmemiz ile mümkün olabileceği ifade edilmiştir. İçimizdeki Hainler ve Kirli Eller temizlendikçe nice Nizam'ül Mülk'ler, nice Fatihler nice Mustafa Kemaller yetişecektir. Büyük Türk Tarihinde her dönemden bir ekol bulmak bunları analiz edip bir sentez haline getirerek Jeostratejik ve Jeopolitik açıdan hedefler koymak yegane amacımız olmalıdır.
1876-1909 Osmanlı Tahtının ve İstibdat Döneminin Sultanı Abdülhamid'in destekleyenler olduğu gibi muhalif olanlarda mevcuttur şu bir gerçektir ki Halifelik makamını hem mukaddes topraklara hizmet hem Müslümanlara hakimiyet hem menfaat odaklı hariciyedeki mihraklara karşı koz olarak kullanması ve muhteşem siyasi bir zeka ile politikalar üretmesi takdire şayandır. II.Abdülhamid'in İttihad-ı İslam politikası sayesinde Avrupa Afrika ve Asya dahil çok geniş bir coğrafyada çalışmalar yapılmış ve o günün şartlarına göre siyasi dini askeri iktisadi ve eğitim projeleri gerçekleştirilmiştir. Gönül ister ki Mustafa Kemal'in Türki Cumhuriyetler ile fiziki bir bağlantı kurmak için İran 'dan toprak satın alarak Nahcivan'a stratejik bir deha ile komşu olması gibi yüksek bir hedefle Dağlık Karabağ'da ki Laçin Koridorunu bir kanal projesi ile Karadeniz' e bağlamak Türki Cumhuriyetler de de Deniz Donanması oluşturabilmek ayrıca keşke geçmişe tekrar dönüp Arabistan'daki Suudileri Necid Bölgesinde sadece hüküm sürmelerine izin vererek uluslararası diplomatik ilişkiler, savaş ve istihbari stratejiler sayesinde sadece Mekke Medine Cidde Taif ve Yanbu'yu kapsayacak şekilde ayrı bir "Hicaz Devleti" Türkler tarafından kurdurulup devam ettirilebilseydi ne yazık ki böyle bir Devlet, Osmanlı'ya ihanet eden Mekke Şerifi Hüseyin tarafından kurulmuş ve Suudlar tarafından İngilizlerin de desteğiyle yok edilmiştir.
Açık ve Kapalı Kaynaklı İstihbarat Verileri sadece sözel zekaya sahip kişiler tarafından değil sayısal zekaya ve teknik donanıma sahip kişiler tarafından da oluşturulmalıdır. Bugün Fransa'nın sömürdüğü Nijerya'dan Uranyum madenini Fransız'lar değil biz Asil Türk Milleti olarak enerji ve maden politikaları bakımından strateji ve sömürü zihniyetine karşı İstihbarat sağlayarak bu madenleri hem Afrika'nın gelişimine hem de ülkemizde yeni kurulan Nükleer Enerji Santrallerinde kullanılmak üzere çıkartmalı ve diplomatik ilişkiler geliştirmeliyiz.
Bu vatan, nice şehit ve gazilerimizi mukaddes topraklarımızda barındırmaktadır. Devletimiz ve Asil Milletimiz Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Gaffar Okan, Recep Yazıcıoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu gibi nice vatansever evlatlara gebe olacak ve olmaya devam edecektir. Türk ve İslam Dünyası ortak stratejik hedefler noktasında birleşmeli ve her daim bu ülkü canlı tutulmalıdır.
Bu vesile ile Hürmetler...
Kaynaklar
March 2021 Report/Security Council/United Nations(UN)
Siyasi Tarihi ve İktisadi Makaleler ve Maden ve Enerji Politikaları http://www.kaleninsesi.com/yazar/ahmet-oven--88/
Yorumlar
Yorum Gönder