YİNON PLANI’NA ANTİ-STRATEJİ &PARAMİLİTER GÜÇ ve GAYRİNİZAMİ HARP &DE FACTO DEVLETLERİN KURULMASI

 

YİNON PLANI’NA ANTİ-STRATEJİ

PARAMİLİTER GÜÇ ve GAYRİNİZAMİ HARP &DE FACTO DEVLETLERİN KURULMASI

Ahmet ÖVEN (Müh.)                                                                                                                                                     Makale Yazarı

Yüce Türk Devletleri tarihleri boyunca Siri Derya’dan Amu Derya’ya, Maveraünnehir’den Mezopotamya’ya, Anadolu’dan Balkanlara, Ceziret’ül Arab’dan Babülmendep’e, Mukaddes Hicaz ve Kudüs Topraklarından Kuzey Afrika’ya kadar geniş toprakları fethetmiş hükmetmiş, kadim mirasları ve kıymetli  varlıkları ile tarihe altın harfler ile isimlerini yazdırmışlardır. Nice devletleri bünyesinde barındırmış, daha nice nice devletlerin de kurulmalarına vesile olmuşlar ve olacaklardır.

Fransız ihtilali ile artan milliyetçilik akımları, Emperyalist dış güçlerin kışkırtmaları, Rönesans’ın ve Sanayi İnkılabı’nın dışında kalınması ve yenilikçi ruhunu yitirmesi neticelerinde denizleri yatak, kıtaları otak, çağları da tahterevalli yapan Osmanlı Devleti, 2.Mahmut’ın başlattığı ıslahat politikalarına rağmen maalesef ki toprakları tesbih tanesi gibi dağılmaya başlamış, çok geniş bir coğrafya’ya hükmeden çok uluslu Osmanlı her geçen gün gücünü yitirerek şanlı mazimiz maalesef ki tarih sayfalarında yerini almıştır.

Strateji geliştiremeyenler, istihbarat üret(e)meyenler, doktrin tez ve teori yazamayanlar satranç tahtasının üzerinde Şah’a hükmedene karşı mat olmamak için uğraşırken derin strateji geliştirenlerin satranç tahtasının ve  taşlarının ve karşılıklı tüm hamlelerin sahibi olduğunun farkına varmaları gerektiğini bilinci  Türk ve İslam Toplumlarında kesinlikle  olmalıdır. Öyle bir şuur ile hareket etmeliyiz ki dünya ve ülke siyasetinin her sahasında  her stratejiye her plana karşı anti bir strateji ve plan geliştirilmelidir.

İsrailli Gazeteci Oded Yinon tarafından ‘’Siyonist Bir Strateji’’ ile  ‘’Yinon Planı’’ oluşturulmuş, Arap ülkeleri arasındaki mezhepsel ve etnik unsurlar baz alınarak kaos ortamı yaratılmasına müteakiben küçük yönetilebilir devletlere bölünmesi ve İsrail’in kontrolü altında olması amaç edinilerek kirli yayılmacı politikalarına resmiyet kazandırılmıştır.


Yinon Planı’nı anlamak aynı zamanda ABD’nin  Afganistan’daki Irak’taki emperyalist irrasyonel ideal ve yayılmacı politikalarını ve İsrail’in Arap  Baharı(!) sürecindeki  Siyonist hedeflerini anlamak demektir. Bu planda Arap halkları arasındaki çatışmalardan yararlanılarak Ortadoğu’yu bölme ve yönetme yegane hedeftir.

‘’Halksız Vatana, Vatansız Halkı Yerleştirme’’ algı politikası ile 1948’de David Ben Gurion tarafından kurulan İsrail Devleti ilerleyen süreçte işgalci operasyonları ile Arap coğrafyasında ‘’Böl ve Yönet Sistemi’’ devreye alınmıştır.

Yinon, sorunun asıl kaynağının insanların gittikçe artan tüketim ihtiyaçları olduğunu,  zamanla dünya üzerindeki hammadde ve enerji kaynaklarının tükeneceğini ve hızla artan nüfusa yetmeyecek olduğunu söylemektedir. Buna bağlı olarak bölgedeki petrol ve doğalgaz gibi kaynaklara sahip devletlerin bölgeye hükmedeceği sonucuna varmıştır. Yinon’a göre bireyin maddi ihtiyaçları temeldir, bu da bu uğurda yapılacak girişimleri meşrulaştırır. Bu yüzden eşitlik ve sosyal adalet gibi kavramlar önemini kaybetmiş, bunun yerine şahsi çıkarlar ön plana çıkmıştır. Bireylerin oluşturduğu devletin idamesi(geleceği) için diğer ülkeleri bölüp yönetip ve değerli kaynaklara sahip olup hükmetmek önem arz etmektedir.

Yinon Planı, David Ben Gurion tarafından oluşturulan  ‘’Gurion Planı’’nın stratejik devamı niteliğindedir. Bu planda da Arap olmayan azınlıkların kürtler, dürziler gibi halkların etnik farklılıkları baz alınarak ittifak yapma amacı güdülmüş, Arap ittifakına karşı İsrail ve Ortadoğudaki Azınlıklar İttifakı benimsenmiştir.

İsrail’in yayılmacı politikaları ve Mossad’ın desteğiyle Filistin topraklarındaki işgalci Yahudi yerleşimciler aynı zamanda silahlı olarak örgütlenmiş  paramiliter güçler olup masum bireylerin yok edilmesinde Devlet mensupları ile değil de İsrail halkından olanların eliyle sağlanarak kamufle edilmektedir. Bu Siyonist paramiliter örgütlerden biri de  Filistinlilerin soykırımına sebebiyet veren ‘’Haganah’’ tır.  Bu organisyonun içinde etkin olarak rol almış önemli İsrailli siyasetçiler de yer almaktadır.

İran destekli Haşdi Şabi’de bu paramiliter organizasyonlardan biri olup Irak Devleti içinde Devlet olmanın yanı sıra silahlı sivillerden oluşan milis bir güçtür.

Dünyanın başına bela emperyal güç Amerika ise sınır geçişlerini engellemek için  Meksika ve Latin Amerikalılara karşı sivil halktan paramiliter örgütler kurduğu gibi CIA üzerinden özel güvenlik şirketleri ile gayri resmi olarak anlaşarak(BlackWater, T1G-Tier 1 Grubu vb.) suikast timleri kiralayıp paramiliter güçler de oluşturmaktadır. Küba’daki Fidel Castro Devrimi sonrası Anti-Castro stratejik hamlesiyle kurulan Alpha 66’da ABD destekli paramiliter eski örgütlerden biridir, o  kadar dikkatli davranmaktadır ki özel güvenlik şirketleri üzerinden yok edeceği düşmanlarına karşı aksiyon almakta örümcek ağı gibi sinsice kendini kamufle ederek ele geçirmektedir.

Sultan İkinci AbdülHamid sonrası İttihat ve Terakki yönetimi ile birlikte Osmanlı Topraklarında paramiliter yapılanmalar artmış, özellikle ingilizler italyanlar ve fransızlara karşı sivil halk örgütlendirilerek  işgale son verilip bağımsızlık mücadelesi başlatılmak istenmiştir.

Gayrinizami Harp tarihinin en önemli aktörlerinden biri Türkler olup Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Teşkilat-ı Mahsusa ve Kuva-yı Milliye organizasyonları, toprak bütünlüğünü muhafaza etmek ve vatan savunması için önemli bir yer teşkil etmiştir.

Gayrinizami Harp Uygulamaları sadece vatan savunulmasında değil OrtaDoğu’daki dini ve etnik milliyetçiliği de körükleyerek  ‘’Böl-Yönet’’ operasyonlarının da tetikçisi olmuştur.

Gerilla harbi, yıkıcı faaliyetler, kurtarma-kaçırma harekâtı, gayrinizami kuvvetlere karşı harekât ve dost ülke iç savunmasına yardım gibi harekât türlerini kapsayan gayrinizami harbin en yaygın ve en bilinen biçimi ise gerilla harbi ve gerillaya karşı koyma (kontrgerilla) harekât biçimidir.

Mete Han’ın M.Ö. 201 yılında Çinliler ile yaptığı Tatung-Fu (Çin Sındığı) Harbi’nde uyguladığı taktikler de gayrinizami harbin kendine özgü izlerini taşımaktadır. Bu meydan muharebesi öncesi ve esnasında Mete Han, sahte görüntü verme, aldatma, baskın, pusu, psikolojik harp gibi gayrinizami harp unsurlarınca sıkça başvurulan harp taktiklerini kullanarak kendi ordusundan sayısal olarak çok üstün olan Çin ordusunu imha etmeyi başarmıştır.

Sultan İkinci AbdülHamid sadece istibdat dönemi ile değil yaptığı başarılı ve rasyonel çalışmalar ve ütopik olmayan icraatleri ile de anılmalıdır. Özellikle Doğu Anadolu’da kurulacak bir Ermeni Devletine karşı gelmek, Rus işgaline hazırlıklı olmak, Hınçak ve Taşnak Örgütünün Müslüman kıyımlarını engellemek amacıyla ‘’Hamidiye Alayları’’ kurularak Osmanlı’da ilk defa Gayrinizami Harp teknikleri uygulanmaya başlanmıştır.

Osmanlı döneminin son zamanlarında birinci dünya harbinde itilaf devletlerinin kışkırtmalarıyla isyan eden azınlıkların yanı sıra Kafkasya, Güney Asya, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki sivil halkların da paramilitere edilerek gayrinizami harbin planlayıcısı Teşkilat-ı Mahsusa olmuştur.

Aşağıdaki tabloda paramiliter güçlerin, gayrinizami harp(Irregular War,Unconventional Warfare) kısmında uygulayabileceği eylemlerden/bileşenlerden bahsedilmiştir. Ayrıca Devlet destekli olan Düzenli Geleneksel Savaş(Regular War) ve Hibrit Savaş(Hybrid War) ve Devlet destekli olmayan(non-state) Hibrit Savaştan bahsedilmiştir.

 

Konvensiyonel(Geleneksel) Savaş’ta(Conventional Warfare)  Hükümet ile Ordu arasında resmi bir ilişki söz konusu  iken Gayrinizami&Düzensiz Savaş’ta(Irregular Warfare) ise Hükümet ile Sivil Halk üzerinde yarı meşru zeminde bir ilişki söz konusudur.


Aşağıda Gayrinizami Harbin aşamaları; Preperation(Hazırlık),Initial Contact(İlk Temas), Infiltration(Hedef noktaya sızma),Organization(Organizasyon,Eğitim ve Donatım),Buildup(Etkili Direniş için Destek), Combat Employment(Muharebe Vazifesi, Operasyonel Faaliyetler),Transition-Demobilization(Geri İntikal ve Tasfiye) olarak yedi adımda gerçekleştirilir.


Düzenli ve Düzensiz savaş stratejilerini  sentezleyen  savaş modeli ise Hibrid Savaş olarak adlandırılmakta ve yeni tip askeri bir strateji olarak özellikle ABD ve Rusya tarafından planlanıp uygulanmaktadır.

Rusya’da Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunan Orgeneral Valery Geresimov tarafından, kendi adıyla anılan “Geresimov Doktrini“, yani “Hibrit(Melez,Karma) Savaş“  Düzenli bir silahlı kuvvetin ve askeri doktrinin karşısında düzensiz birliklerin ve bu düzensiz nizama ait doktrinin karşı karşıya gelmesi durumuna işaret etmektedir. Rusya’nın oluşturduğu bu doktrinin bileşenleri; psikoloji,ordu, silahlı kuvvetler, milis güçler, ajanlar, siber saldırı teknolojisi, PR faaliyetleri, propaganda, diplomasi, sosyal medya ve diğer teknolojik ve iletişimsel kabiliyetler,yıkıcı unsurlar vs. olarak ifade etmek mümkündür.

 

Tarihsel olayları incelediğimizde; Rusların her daim sıcak denizlere açılma düşüncesine müteakiben Kırım’ı ilhak etmelerine ilişkin 18.yüzyılda uyguladıkları gayrinizami harp teknikleri ve Jeopolitik ve Jeostratejik açıdan uyguladıkları siyaset ile Osmanlı’ya karşı başarılı olunmuş ve bu topraklarda Rus Egemenliği  için aksiyonlar alınmış ve alınmaya  da devam edilmekte olduğu görülmektedir. Milli Mücadele zamanında da Anadolu coğrafyasında gayrinizami harbin gerilla taktikleri uygulanmak suretiyle işgalciler ile mücadele edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devrinde ise Kıbrıs’ın bağımsızlığı ve Enosis’in askeri uygulayıcısı olan paramiliter bir terör organizasyonu olan EOKA’ya karşı Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT) kurulmuştur.

Osmanlı Coğrafyası üç kıtada hükümranlık kurmasına rağmen Edward Lawrence, Gertrude Bell gibi istihbari ve stratejik hedeflere ulaşma noktasında düzensiz savaş taktik ve tekniklerine karşı bir eylem ve doktrin oluşturamadığı için geniş topraklar kaybedilmiş ve akabinde Anadolu coğrafyasında Modern Türkiye kurulmuştur. Bizden kopan topraklarda hukuki olarak tanınan bağımsız yahut tam tanınmayan Yarı-Bağımsız olacak şekilde Devletler vücuda gelmiştir. Uluslararası Devletler Hukukunda tanınabilirlik ile tanınamamazlık arasında kalan Devletler ‘’De Facto olarak nitelendirilmektedir. Örneklendirilecek olunursa; Uluslarararası hukuk olarak De Jure bazında Kıbrıs’ın Kuzeyi, Rumların yönettiği Kıbrıs Cumhuriyetine bağlı olsa da biz Türklerin mukaddes kanlarını akıtarak aldığı Kuzey Kıbrıs Toprakları De fFcto olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine bağlıdır. Bize göre hukuki manada tam tanınan KKTC maalesef ki Batılı Emperyalistler ve Yunan şakşakçıları tarafından tanınmamaktadır.

1900’lü yıllardan bir örnek verilecek olursa; Balkanlardaki çoğu toprağını kaybeden Osmanlı Hükümetinden bağımsız olacak şekilde ayrı bir ülke kurulduğu algısı oluşturmak amacıyla Bağımsız Batı Trakya Hükümeti kurulmuş ve yeni devletin kurulduğu yabancı devletlere nota ile bildirilmiştir.


Batı Trakya Devleti Bayrağı

Bölgesel anlamda siyasi bir otorite olarak kabul gören ‘’De Facto’’ Devletlerin, Uluslararası Devletler Hukukunda yasal olarak ‘’Tam Bağımsız Bir Devlet’’ olarak tanınması  elbette ki  uluslararası stratejik faktörlere ve karşılıklı çıkar politikalarına da bağlıdır.


Yukarıdaki haritada bağımsızlıklarını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya Cumhuriyetleri, Rusya ve Venezuela gibi birkaç ülke tarafından tanınmasına rağmen hukuken Gürcistan’a bağlı olup ‘’De Facto’’ olarak nitelendirilmektedir. Lejant kısmında Gürcistan’ın uluslararası resmi sınırları ve Abhazya ve Osetya’nın De Facto kara sınırları belirtilmiştir.

Somaliland, Transdinyester, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ayrıca ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı sonrası Taliban rejimi tarafından yeni kurulan Afganistan İslam Emirliği de tanınmayanlar Devletler statüsündedir. Buna ek olarak özellikle belirtmek isteriz ki; Çin Halk Cumhuriyetini kuran Kominist Parti Lideri Mao Zedong ile Çin Milliyetçi Partisi(Kuomintang) Lideri Çan Kay Şek arasındaki savaş sonucunda ÇMP Lideri Tayvan’a kaçmış ve Çin Cumhuriyeti’nin burada devam ettiğini Dünya’ya ilan etmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti ise Egemen Devlet’in kendisi olduğunu ifade etmekte ve Tayvan’ı bir vilayeti olarak görmektedir. Bu surette Tayvan, Batı Çin Denizinde yer alan ‘’De Facto’’ bir ada ülkesi olarak tanımlanır.

Sonuç

Amerika ve İsrail’in yayılmacı politikalarına karşı bir planın bir tezin bir teorin bir doktrinin yoksa ‘’Ben de Varım’’ diyemiyorsundur ve elindeki mührü kaybedersin. Dolayısı ile mevcut varlığını ispat ve gelecekteki rasyonel strateji ve planlarını uygulamak için Türk ve İslam Devletleri hasımlarına karşı anti-planlar geçmiş tarihimizden feyz alınarak oluşturulmalı ve tatbik edilmelidir.

93 Harbinden(Osmanlı-Rus Savaşı 1878) sonra artan milliyetçilik ideolojileri sonucu 1912 ve 1913’te ulusal ayaklanmalar neticesinde Osmanlı topraklarında yaşayan Sırp, Bulgar ve Yunan komitacılar tarafından gayrinizami harbe karşı yerel halktan(milis kuvvetler) gerilla kuvvetleri oluşturularak savaş hamleleri yapılmıştır.

Sultan Reşad ve Harbiye Nazırı Enver Paşa tarafından kurulan Teşkilat-ı Mahsusa ile gayrinizami harp taktik ve teknikleri kullanılarak Osmanlı Devletine hasım olan ve hasım olması muhtelif devletlere karşı propaganda yapmak, pan-islamist ve pan-türkist fikirleri yaymak, askeri sırları ele geçirmek, casusluk faaliyetlerini takip etmek, yerel halklarını işgalci bir politika güden merkezi hükümete karşı ayaklandırmak nihai hedeflerden olmuş ve gerilla taktiği uygulanmıştır.

Siyasi bir amaca ulaşmak için gerektiğinde silahlı mücadele ile paramiliter güç unsurlarını baz alarak gerilla taktiği uygulamak suretiyle Türk ve İslam Varlığını  Balkanlardan Kafkasya’ya, Anadolu’dan Ortadoğu’ya, Asya’dan Afrika’ya nakış gibi işlemeli sadece bağımsız devletlerin teşekkülü için değil enerji maden ekonomi jeopolitik ve jeostratejik birçok konuda da derin stratejik hedefler  icra edilmelidir. Siyasi hedefler ile birlikte enerji ve maden gibi mühendislik disiplinleri içerisinde yer alan ekonomi politikaları da gayrinizami olarak Özel Güvenlik Şirketleri, Özel Mühendislik ve Proje Taahhüt firmaları üzerinden de yürütülmelidir. Sadece askeri konularda değil bir devletin yer altı ve yer üstü zenginlikleri için gayri resmi mühendislik faaliyetleri(the actions of unofficial engineering) baz alınmalı ve icra edilmelidir. Enerji ve Maden sahalarında üstün yetkinlik ‘’Devlet olma şuurunu’’ yüceltecektir.

Dünyanın muhtelif coğrafyalarında iber yarımadasında yer alan Katalan soyundan gelen italik bir grubun oluşturduğu Andorra, Papalık Makamının bulunduğu Vatikan , Kraliyet Ailesi ile ünlü ve Jet Sosyetenin tatil merkezi Monako ‘’Mikrodevletler’’ statüsündedir ve ‘’Egemen Devlet’’lerdir. Mikro Ulus(Mikronasyon) olarak tabir edilen varlıklar, Mikrodevletler’den daha küçük olup hiçbir Devlet yahut Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar tarafından tanınmayan ‘’Sealand’’ gibi bir statüye sahiptirler.

Bu makalede baştan sona strateji,askeri,istihbari,diplomasi’ye dayanan birbirleri ile bağlı birçok önemli sahaya ilişkin hususlar İsrail ve ABD politikalarına karşı tarih referans alınarak anlatılmış, anti bir strateji anti bir plan ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha önceki makalelerimizde belirtildiği üzere ‘’Türk ve İslam Devletleri Strateji ve İstihbarat Merkezi’’ kurulması gibi yenilikçi ve stratejik proje fikirleri ile beraber ulusal ve uluslararası stratejistlerin ortaya koyacağı geniş kapsamlı bir çalışma doktrinize edilerek Yunanlıların ‘’Megalo İdea’’ hedefi gibi irredentist bir yayılma siyaseti meşrulaştırılmalıdır.

Yeni Bir Devletin vücud bulması(kurulması)  yahut Yıkılan/Çöken Bir Devletin içerisinden Devlet çıkarma teşebbüsüne yönelik De Facto Devlet kuramıyor isek Mikro Devlet kuracağız, Mikro Devlet kuramaz isek Mikro Ulus statüsüne sahip otoriter varlıklar teşekkül edeceğiz ki ‘’Bağımsız Egemen Üniter Devletler Planı’’nda adım adım yol alabilmeliyiz.

Ø  Balkanlarda özellikle Bosna Hersek ve Kosova Cumhuriyetlerinin bağımsızlıkları desteklenmeli ve Federatif bir yönetim tarzı değil Üniter Devlet olması desteklenmelidir. Lord Carrington’un etnik grupları baz alarak ‘’Böl-Parçala-Yönet’’  anlayışıyla plan oluşturmasına karşı Bosna Hersek topraklarının ilhakı ve bağımsızlığına müdahale olması halinde Hırvatistan ve Sırbistan arasında kalan Mikro Ulus olarak tanımlanan ‘’Liberland’’ toprakları  paramiliter güçler oluşturmak suretiyle genişletilmesi ve Mikro Ulus’tan Mikro Devlet’e doğru yol alabilmesi için Hırvat ve Sırplara karşı stratejik misilleme yapılmalıdır.

Ø  Arap Yarımadası ve Afrika’daki muhtelif ülkelerden olan Yemen, Umman, Katar,Libya,Cezayir,Tunus,Fas,Nijerya,Çad,Sudan, Somali ile askeri ve siyasi ilişkiler geliştirilmeli, denize kıyısı olan ve ilgili coğrafyada ada, boğaz ve körfeze sahip olanlar ile stratejik hedefler gerçekleştirilmeli ve Bağımsız Üniter yapıları ekonomik ve siyasi olarak desteklenmelidir.

Ø  Kırım, Ukrayna’nın Özerk Cumhuriyeti olmasına rağmen Rusya’nın topraklarını ilhakı ile işgal edilmiştir. Rusya’da Kırım, Gürcistan’da Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığı için de gerekli istihbari ve stratejik ilkeler belirlenmelidir.

Ø  İran’da Güney Azerbaycan, İşgalci Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak ilan ettiği Doğu Türkistan, ABD’nin Afganistan çekilmesi sonrası Taliban rejiminin yönetime geldiği topraklarda Güney Türkistan ve Kafkasya’da bulunan Çeçenistan’ın tam bağımsızlığı ve milli şuur’un kazandırılmasına yönelik siyasi faaliyetler belirlenmelidir.

Ø  Musul ve Kerkük’ün Türk topraklarına ilhakı ve Ege ve Akdeniz’deki Adaların statüsüne ilişkin lobi faaliyetleri ve akabinde Yunanistan’a misilleme yapılabilmesi için Adalar Valiliği gibi otoriter bir yönetim oluşturulması stratejik ülkülerimizden olmalıdır.

EbulFez ElçiBey’in Turan Birliği ve Aliya İzzetbegoviç’in İslam Birliği İdealini Kızıl Elma Ülküsü olarak nitelendirebilmek Türk ve İslam coğrafyasında yüreğindeki vatan aşkı aklındaki müslüman şuuru ile beslenen her bir ferdin görevi olmakla birlikte strateji geliştirip doktrinize edebilmek ise birer kahramanlık örneğidir.

Denizlerimizdeki Mavi Vatan Doktrinimiz, Karadaki Misak-i Millimiz ile birlikte daha da doktrinize edilecek stratejik çalışmalar Türk ve İslam Dünyasındaki milletlerin  her daim ahdi olmalıdır.

Saygılarımızla…..

 

 

 

Kaynaklar

1.       Reformcu Sultan II. Mahmut/Muammer Yılmaz/Selis Yayınevi/2012

2.       https://www.aljazeera.com/opinions/2017/10/7/why-is-israel-supporting-kurdish-secession-from-iraq

3.       Teşkilat-ı Mahsusa’dan Kuva-yı Milliye’ye Gayrinizami Harp(1913-1922)/Doktora Tezi/Ankara Üniversitesi&Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü/Zeynel Levent/2019

4.       Kuva-yı Milliye Direnişine Etki Eden Osmanlı Gayrinizami Harp Deneyimi/Toros Üniversitesi İİBF Sosyal Bilimler Dergisi/Erkan Çatalbaş, Fuat Aksu/2020

5.       Yinon Planı’ndan Günümüze Ortadoğu/Yusuf Sayar/Asos Journal/Ağustos 2019

6.       https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-1948deki-nekbe-sirasinda-isledigi-suclarin-belgelerini-sumen-alti-ediyor/1524490

7.       https://iramcenter.org/hasdi-sabi-ve-entegrasyon-sorunu/

8.       https://doc-research.org/2018/11/hegemony-power-hybrid-war/

9.       https://www.researchgate.net/figure/Contrasting-conventional-traditional-and-irregular-warfare-8_fig3_312121214

10.   https://www.researchgate.net/figure/Contrasting-Traditional-and-Irregular-warfare-6-3-Contrasting-Dimensions-of-Warfare_fig1_318730674

11.   https://tasam.org/trTR/Icerik/54662/bir_savas_yontemi_olarak_hibrit_savas_ve_donusen_ordular_dunya_ortadogu_ve_turkiye

12.   https://berlinpolicyjournal.com/the-gerasimov-doctrine/

13.   https://www.defactoborders.org/places/taiwan

14.   II. Meşrutiyet Döneminde Paramiliter Gençlik Örgütleri/Zafer Toprak(Taha Toros Arşivinden)

Yorumlar

  1. Bu kadar detaylı ve başarılı stratejileri halkın gözüne bayrak gibi diken Ahmet OVEN kardeşime gönülden saygılarımı sunuyorum

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstihbarat & Türkiye'nin Fransa'ya karşı Hamlesi

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE İSTİHBARAT YARIŞI VE HİBRİD SAVAŞ

KIBRIS VE SİYONİZM