ORTADOĞU’DA DERİN PLANLAR ve STRATEJİK İSTİHBARAT

 

ORTADOĞU’DA DERİN PLANLAR ve STRATEJİK İSTİHBARAT

Ahmet ÖVEN & Stratejist Mühendis

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da  sırası ile Sanayi İnkılabı, İngiltere Kraliçesi Victoria sömürge dönemi, Birinci Dünya Harbi, İkinci Dünya Harbi ve 1948’deki İsrail’in kuruluş sürecine müteakiben Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasından kopan topraklarda birçok ülkeler kurulmuş , bu topraklarda kukla hanedanlar ve demokrasiler vücuda getirilerek  ilk  başta İngiltere sonrasında ise İsrail ve Amerika hegemonyaları altında yönetimler tesis edilmeye çalışılmıştır.

Ortadoğu’da demografik yapı açısından en karışık ve üzerinde büyük stratejik oyunlar oynanan iki ülke vardır; İran ve Lübnan. İsrail’in İran’ın Şam Konsolosluğuna saldırısı sonrası başlayan savaşı daha iyi analiz edebilmek için İran’da Humeyni öncesi  Kaçar ve Pehlevi Hanedanları yönetimini ve özellikle İngiliz petrol tesislerini millileştiren  Başbakan Muhammed Musaddık dönemini incelememiz gerekmektedir. Kaçar Hanedanından Nasırüddin Şah ve Muzafferüddün Şah dönemlerinde İngiliz Derin Devleti ile irtibat halinde olan özellikle Yahudi Baron Paul Julius Reuter’e yeraltı ve yerüstü birçok imtiyazlar verilerek İran Devleti’nin tüm endüstriyel kaynaklarını , ulaşım projeleri dahil sınırsızca kullanma hakkı verilmiştir  ayrıca petrol ve maden imtiyazları ile birlikte sözde  ‘’Tarihçi, Arkeolog, Ekolog’’ sıfatları ile ilgili kişiler Pers ve Sasani dönemine ait bulunan tarih eserlerin kaçakçılığını İngiliz, Fransız ve Rus Büyük Yatırıcımların(!) desteğiyle de kendi Ulusal Müzelerine sevki için  yapmışlardır. Dış politikada ise yüzünü Batı’ya ve Amerika’ya dönmüş Şah Muhammed Rıza Pehlevi ile anlaşamayan İsrail’e cihat ilan eden ve Batı Emperyalizmine ve Siyonizm’e karşı çıkan Suudi Arabistan’ın Eski Kralı Faysal ile benzer sonu yaşayan Muhammed Musaddık gibiler maalesef ki Ortadoğu’nun hüzünlü bir sonudur.

Arap Baharı ile de birlikte özellikle Libya Lideri Kaddafi ve Suriye’deki Esad Rejimi’ne karşı da iç savaşı başlatan  ayaklanmalar tesis  edilerek ABD’nin Rumsfeld-Cebrowski Doktrini , İsrail’in ise Begin ve Ben Gurion Doktrinleri ve Oded Yinon Planı baz alınarak mevcut rejimler zayıflatılarak İsrail’in bölgedeki kalıcılığı savunulmuş ve Böl-Parçala-Yönet stratejisi ile planlar yapılmıştır.

Uzun yılların vermiş olduğu İran-İsrail gerilimi ve  meydana gelen çatışma ortamının neticesinde Dünya savaşının çıkma olasılığı zayıftır. Gazze’de aylardır soykırım yapan İsrail, İran’ın gösteriş meraklısı askeri ve siyasi tavrına karşı dünya kamuoyuna anti-semitizm üzerinden mağdur edebiyatını oynayacak kendini haklını göstermeye çalışacaktır. Gazze’yi enkaz haline getiren milyarlarca dolar zarar oluşturan binlerce müslümanı öldüren İsrail Savunma Kuvvetlerini lanetlememize rağmen Gazze’deki müslüman nüfusunun azaltılmasına ve yaşanamayacak hale getirilmesine de sebebiyet veren Hamas’ın yaptığı stratejik hatanın aynısını İran’da yapmış, dünya kamuoyunda tehditler savurarak haklılığını haksız hale getirmiştir halbuki İran Gizli Servisi , İsrail’in askeri ve istihbarat üslerine ve enerji tesislerine sabotaj yapabilir ve Mossad ajanlarını ve Üst rütbeli subaylarını yok edebilirdi.

İran’ın SİHA’lar ile İsrail’e saldırmasına rağmen Demir Kubbe gibi birçok  gelişmiş  hava savunma sistemleri ile engellenen askeri araç ve füzelerinin şovmenliğini yapmasının yanı sıra Şia destekli birçok milis kuvveti ve paramiliter örgütleri Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’da organize etmesi, Nükleer bir potansiyele sahip olması ile caydırıcı bir güç ortaya koyması İsrail’e karşı yaptığı başarısız misillemeleri örtmekte ve bölgesel bir güç olduğunu ispat etmektedir.

Değerlendirme

Günümüzde mevcut dış politikada Siyonizm’e karşı gelen nitekim geçmişinde Yahudi ve İngiliz stratejilerine kurban olan İran’ı özellikle 1800’lü yıllardan itibaren incelemiş ve hanedanlar üzerinden de özet geçerek İran’ın bölgesel güç olması ve Batı’nın kendi ülkesi üzerindeki kirli ve derin emelleri yönünden de analiz etmiş  bulunduk. İran-İsrail çatışmasından kısa zaman önce önemli petrol ve maden rezervlerine sahip Belucistan bölgesinde sünni Ceyş el-Adl örgütünün Şii ve Nusayrilere karşı takındığı sert tutumdan dolayı İran ve Pakistan arasında karşılıklı misillemeler doğrultusunda kısa bir çatışma daha yaşanmıştır. Tüm bu askeri faaliyetlerin arkasındaki perde de  etnik grupların kışkırtılması ve enerji ve maden sahalarının ele geçirilmek istenmesidir. Emperyal ve Siyonist Güçler tarafından bu sahaların ele geçirilmesi için kukla yönetimler oluşturulmakta itaat etmeyenler ise saf dışı bırakılarak alternatifleri aranmaktadır.

Uluslararası Strateji ve Düşünce(Think Tank) Kuruluşları özellikle İngiliz merkezli Chatham House, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da  devrimini gerçekleştirdikleri yönetimlerin alternatifini oluşturmak adına yıktıkları hanedanların mensupları ile istihbari düzeyde görüşerek kendi Gizli Servisleri’ne de bilgi vermek suretiyle  kendi hegemonyaları altında kukla rejimleri tasarlamak istemektedirler.

İstihbarat sadece açık kaynak(OSINT), kapalı kaynak(CSINT) ve askeri kaynak(MINT)’tan ibaret değildir. MI6 destekli İngiliz, DGSE destekli Fransız ve CIA destekli Amerikan Derin Devleti’nin mensupları bir ülkenin sınırlarından etnik yapısından  ekonomisinden tutun ziraat’e askeri ve siyasi konulara kadar öylesine stratejik istihbarat yapmaktadırlar ki  yazılı ve görsel medya’da bunun için gerekli aksiyonları alarak Libya’ya tekrar Monarşi gelse ve  İngiltere’de eğitim alan Kaddafi’nin yıktığı/darbe yaptığı  Senusi Hanedanı mensubu birinin başa gelmesini tartışılabilir hale getirerek kendi sistemlerini buna göre kanalize edip oluşturacakları ilgili rejimin kontrol-altında tutulmasını istemektedirler.

İsrail, bu coğrafyada var olduğu sürece istihbarat savaşları hep yaşanacak alternatif kukla yönetimler aranacak  , Humeyni’nin kurmuş olduğu yönetim yerine yıktıkları Kaçar ve Pehlevi Hanedan üyeleri de görüşülerek yeni rejimler  sözde demokrasi yahut krallık  adı altında Libya’daki gibi dizayn edilmeye çalışılacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Misak-Milli sınırlarımıza ulaşabilmek  ve Osmanlı’dan kopan topraklardaki bölgesel gücümüzü arttırabilmek için Türkmeneli Coğrafyasında  özellikle gelecek dış göç’e karşı ve tampon devlet stratejisi için derin planlar uygulamamız ve bölgede yaptığımız askeri harekatlar ile kontrolünü aldığımız topraklarda hidrokarbon(petrol,gaz) keşfi için de arama ruhsatı almamız gerekmektedir  aynı stratejiyi İsrail, Golon Tepelerinde uygulamaktaktadır.

İsrail’den daha fazla efor sarfederek  hem kendi sınırlarımızı korumak hem de rasyonel ve irredentist toprak hedeflerimize ulaşabilmek adına T.C. Devleti’nin özel kurumlarının çok özel spesifik çalışmalar yapabilmesi için Kontra-Kriz altında stratejiler senaryolar misillemeler ortaya koyabilmesi şart görünmektedir.

Kaynaklar

1.      https://www.voltairenet.org/article220715.html

2.      https://www.turksam.org/detay-iran-pakistan-iliskileri-baglaminda-belucistan-meselesi

3.      https://www.turksam.org/detay-iran-israil-gerilimi

4.      Karadeniz, Y., (2019). İran’da Nasırüddin Şah ve Muzafferüddin Şah Dönemlerinde İngiltere ve Rusya’ya  Verilen İmtiyazlar (1848-1906), Asia Minor Studies, Cilt, 7 Sayı 2, 231-243

5.      https://foreignpolicy.com/2021/06/23/libya-constitutional-monarchy-elections-proxy-war/

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstihbarat & Türkiye'nin Fransa'ya karşı Hamlesi

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE İSTİHBARAT YARIŞI VE HİBRİD SAVAŞ

KIBRIS VE SİYONİZM