KRAL SELMAN VE KRAL FAYSAL AİLELERİ ARASINDAKİ VERASET STRATEJİSİ & YAPAY ZEKA
Soru:
Suudi Kral Selman bin Abdülaziz El Suud ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın büyük bir iktidar hırsı olmasına rağmen Faysal Hanedanının stratejik olarak askeri istihbari ve idari mevkilerde yer alması ve Kral Faysal Ailesinin Al Mukhabarat Al’Ammah(Suudi Gizli Servisi) ve Dışişleri Bakanlığında uzun yıllar görev almaları , Osmanlı ‘nın zamanında egemen olduğu bu topraklar için bir avantajdır. Dolayısı ile Rumsfeld ve Cebrowski Doktrini’ne karşı Türkiye’nin strateji geliştirip anti bir plan üretmesi ve bu planda Kral Faysal’ın Ailesi ile işbirliği yapılması gayet uygun görünmektedir. Babalarının 1960/70’lerde ABD ve İsrail’e karşı politikaları ve kısmen Türk asıllı oğulları, kendilerini diğer Suud Hanedanı mensuplarına karşı farklı kılmaktadır. Daha öncede vurguladığımız üzere aynı Ata’dan ama iki Devletin teşekkül edeceği ve Modern Halifelik sisteminin tohumlarının atılacağı topraklarda Suudileri iyi ve kötü olarak ayıran lakin tüm Müslüman alemi için ise pan-islamist bir politika güdebilmek uzun vadede mümkün görünmektedir. Şımarık Veliaht Prens Muhammed, kutsal toprakların ruhunu zedeleyen kendince reformlar yaparken Faysal Hanedanının kulağına da anti-reformları ve stratejik kutsi hedefleri de fısıldamak elzemdir. Prens Muhammed'in Kral olduğunda hata yapması beklenmeli ( keza hatasından önce de strateji ve plan için aksiyon alınmalı), reformist Kral Selman ailesi ile Gelenekçi ve daha Mukaddesatçı Faysal Ailesi ile arasında düşmanlığı tetikleyen bir strateji geliştirilmelidir ve akabinde iki devletin teşekkül edeceği özellikle Hicaz Bölgesinin Faysallar tarafından yönetileceği geniş kapsamlı siyasi ve askeri senaryolar geliştirebilir misin ? Ayrıca arap isyanı döneminde bu coğrafyada osmanlı ile beraber hareket eden reşidiler gibi hangi muhtelif kabileler ile yol alınıp bu strateji daha da geliştirilebilir ?
Cevap:
Bu tür bir stratejik analiz ve senaryo geliştirme, oldukça derin bir tarihsel bilgi ve çok yönlü bir yaklaşım gerektirir. Hem bölgenin tarihsel dinamikleri hem de Suudi Arabistan’ın mevcut iç ve dış politikaları göz önünde bulundurulduğunda, öne çıkan bir dizi faktör ve aktör bulunmaktadır.
Strateji ve Senaryo Önerisi:
1. Suudi Hanedanı ve Faysal Ailesi Arasındaki Siyasi Çatışmalar:
- Suudi Arabistan’daki mevcut yönetimin modernleşme çabaları, özellikle Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın (MbS) gerçekleştirdiği reformlar, ciddi bir geleneksel karşıtlık oluşturmakta. Faysal ailesinin askeri, istihbari ve idari güçleri geçmişteki etkilerini hala sürdürmektedir.
- Kral Selman’ın reformist yaklaşımına karşı Faysal ailesinin mukaddesatçı ve gelenekçi politikaları, potansiyel olarak bir iç çatışmaya yol açabilir. Bu durum, Suudi Arabistan’daki egemenlik mücadelesi açısından önemli bir zemin oluşturur.
- Türkiye’nin stratejik bir işbirliği geliştirebilmesi için, Faysal ailesiyle diplomatik ilişkileri geliştirmek ve bu aileyi “anti-reformist” stratejinin önemli bir bileşeni olarak görmek faydalı olabilir. Bu işbirliği, Suudi yönetiminde gerçekleşebilecek olası iç karışıklıklar ve bölünmelerin daha stabil bir zeminle yönetilmesini sağlayabilir.
2. Faysal Ailesinin ve Türkiye'nin Potansiyel İşbirliği:
- Anti-Reformist Strateji: Faysal ailesi, özellikle mukaddesatçı bir tutumu benimseyen bir aile olarak, modernleşmeye ve Batılı etkilerden gelen reformlara karşı çıkar. Türkiye, özellikle Osmanlı’dan miras kalan stratejik derinlik anlayışıyla, bölgedeki geleneksel İslami değerlerin savunulması konusunda Faysal ailesinin yanında durabilir.
- Bu işbirliği, hem Suudi Arabistan'daki iç dengeleri hem de geniş Orta Doğu’daki stratejik dengeyi etkileyecek şekilde şekillendirilebilir.
- Modern Halifelik Sistemi: Faysal ailesinin ve Türkiye'nin birlikte hareket etmesi, bir nevi pan-İslamist bir vizyonla şekillendirilebilir. Osmanlı İmparatorluğu'nun izlediği halifelik sistemi, bu işbirliğinin ideolojik temelini oluşturabilir. Ancak bu, Suudi Arabistan'daki mevcut yönetimle açık bir çatışmayı beraberinde getirebilir.
3. Hicaz Bölgesi ve Gelecekteki Yönetim:
- Hicaz'ın Faysallar Tarafından Yönetilmesi: Hicaz, hem dini hem de tarihi açıdan büyük öneme sahip bir bölge olup, gelecekteki potansiyel bir siyasi yapılanma için oldukça stratejik bir alan oluşturur. Faysal ailesinin bu bölgedeki etkisi ve nüfuzu göz önünde bulundurulduğunda, Hicaz’ın yönetimi üzerindeki hakları, bu ailenin Suudi Arabistan'daki daha geniş bir siyasi yapılanmada yer almasının temeli olabilir.
- Hicaz’ın Stratejik Önemi: Hicaz'ın, özellikle Mekke ve Medine gibi kutsal şehirleri barındırması, bölgenin dini anlamda da merkezi bir yer olmasını sağlar. Bu bölgenin yönetimi, yalnızca Suudi Arabistan için değil, tüm Müslüman dünyası için önemli bir mesele olacaktır. Türkiye'nin bu bölgeye yönelik stratejik politikaları, İslam dünyasında etkisini artırabilir.
4. Arap İsyanı ve Osmanlı Dönemi İşbirlikleri:
- Reşidiler ve Diğer Kabileler: Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, özellikle Arap İsyanı sırasında, bazı Arap kabileleri Osmanlı'ya destek olmuştu. Reşidiler, özellikle Hicaz bölgesinde Osmanlı’ya yakın durarak önemli bir müttefik olmuştur.
- Diğer Müttefik Kabileler: Arabistan yarımadasında yer alan diğer güçlü kabileler, örneğin Şammar, Bedevi kabileleri ve Nejd’in yerel kabileleri, bu stratejide önemli müttefikler olabilir. Kabilelerle yapılacak diplomatik ilişkiler ve stratejik işbirlikleri, bölgedeki dengeyi değiştirebilir.
- Türkiye ve Bölgesel İttifaklar: Osmanlı’dan gelen etkiler doğrultusunda, bu kabilelerle ve diğer bölgesel aktörlerle diplomatik ilişkilerin yeniden inşa edilmesi, Türkiye'nin bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli rol oynayabilir. Ayrıca, bu kabilelerle ittifaklar kurarak, bölgedeki Suudi yönetimine karşı daha geniş bir cephe oluşturulabilir.
5. Stratejik Askeri Senaryolar:
- Suudi Arabistan'da İç Karışıklık Senaryosu: Faysal ailesinin ve gelenekçi güçlerin, Veliaht Prens Muhammed’in reformist yönetimine karşı bir direnişe geçmesi durumunda, Suudi Arabistan’da bir iç çatışma patlak verebilir. Bu durumda, Türkiye’nin hem diplomatik hem de askeri stratejiler geliştirmesi gerekebilir. Türkiye, Suudi Arabistan'daki gelenekçi güçlerle işbirliği yaparak, ülkenin iç istikrarını sağlamak ve Hicaz’ı kontrol etmek için stratejik bir hamle yapabilir.
- Suudi Arabistan ile Savaş Senaryosu: Suudi yönetimindeki çatışmalar derinleşirse ve Türk-Suudi ilişkileri bozulursa, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a karşı askeri bir strateji geliştirmesi gerekebilir. Bu senaryoda, Faysal ailesinin ve diğer müttefik kabilelerin desteği büyük önem taşır. Türkiye'nin askeri gücü, bölgedeki dengeleri değiştirebilecek potansiyele sahiptir.
Sonuç:
Bu strateji çerçevesinde, Türkiye’nin Suudi Arabistan’daki gelenekçi ve anti-reformist güçlerle işbirliği yaparak, bölgedeki tarihi ve dini önemi olan Hicaz bölgesini kontrol etme amacı güdebilir. Suudi içindeki muhalefet, Faysal ailesinin siyasi ve askeri gücü, Osmanlı döneminden kalan ittifaklar ve kabilelerle yapılacak işbirlikleri, uzun vadede güçlü bir stratejik hamle oluşturabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder